• DOLAR
    5,4704
    % -0,17
  • EURO
    6,1767
    % -0,17
  • ALTIN
    211,2936
    % -0,02
  • BIST
    93.178,65
    % 0,51
Marmara Üniversitesi’nden TBMM Başkanı Yıldırım’a Fahri Doktora

Marmara Üniversitesi’nden TBMM Başkanı Yıldırım’a Fahri Doktora

İstanbul (CUHA) – TBMM Başkanı Binali Yıldırım, Marmara Üniversitesi’nin 2018-2019 Akademik Yılı Açılışı ve Fahri Doktora Tevcih Töreni’ndeki konuşmasında, fahri doktora unvanı dolayısıyla Marmara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erol Özvar ile üniversite senatosu, öğretim üyeleri ve akademisyenlere teşekkür etti.

 

TBMM Başkanı Binali Yıldırım, üniversitelerin farklı ilgi ve algılara sahip gençlerin kabiliyetlerini geliştirmek için fırsat sunulan merkezler haline getirilmesi gerektiğini belirterek, “Üniversiteler esasında farkılıkların uyum içinde, bir arada olduğu merkezlerdir. Üniversitelerde o, şu, bu fikir ya da zihniyet değil, bilgi hakim olmalıdır çünkü dünyada zihniyetler değil, bilgi yarışır.” dedi.

Yıldırım, Marmara Üniversitesi’nin 2018-2019 Akademik Yılı Açılışı ve Fahri Doktora Tevcih Töreni’ndeki konuşmasında, fahri doktora unvanı dolayısıyla Marmara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erol Özvar ile üniversite senatosu, öğretim üyeleri ve akademisyenlere teşekkür etti.

Marmara Üniversitesi’nin Türkiye’nin tarihi birikiminin bir özeti olduğunu dile getiren Yıldırım, “Sultan Abdülhamid, Osmanlı’nın en zor zamanlarında, son dönemlerinde tarihe mührünü vuran bir sultandı. En zor zamanlarda, en zor işleri başaran bir hükümdardı. Bugün etrafımıza eğitim, bayındırlık, sağlık, kamu binaları adına şöyle bir baktığımızda sadece Türkiye’de değil Türkiye’yi kuşatan 25 ülkede Sultan Abdülhamid’in eserlerini, mühürlerini görmemiz mümkün. Değişen dünyada Osmanlı’nın değişimi ıskalamaması için başlattığı büyük değişim programı için Avrupa’ya gönderdiği Türk gençlerin, orada değişimi okusun, anlasın ve Osmanlı 600 yıllık tarihinden sonra yarışta geri kalmasın istedi. Ancak o gençlerimiz ne yazık ki Abdülhamid’in sağladığı bu imkanlarla bu hedefleri gerçekleştirmek yerine o büyük sultanın tahttan indirilmesi için müstevlilerle işbirliği yapmaktan geri kalmadı.” diye konuştu.

Yıldırım, üniversitelerin geleceği inşa edecek eğitim kuruluşları olduğuna işaret ederek, “Biz iktidara geldiğimizde Türkiye’de 76 üniversite vardı. Bugün 206 üniversite var. Üniversite olmayan şehrimiz yok, hatta birçok şehrimizde birden çok üniversite var. İstanbul’da faal olan 63, toplam 69 üniversite var.” dedi.

Üniversitelerin insana ve hayata dair her şeyle ilgilenmek mecburiyetinde olduğunu belirten Yıldırım, şöyle devam etti:

“Türkiye, bugün dünyanın ilk 20 ekonomisi arasına girdiyse bu üniversitelerimizin yetiştirdiği nitelikli insanlarımız sayesindedir. Bizim petrolümüz, doğal gazımız yok ama hiç tükenmeyen kaynağımız, insanımız var. Bugünlere nasıl geldiysek yarınlara da bu genç ve dinamik insan kaynağımızla erişeceğiz. Tarihin akışına ve gelişimine paralel olarak toplumlar arasındaki rekabet gittikçe kızışıyor. Üretim ve tüketim biçimi giderek değişiyor. Yeni teknolojilerin hayatımıza girmesiyle çok değil, 15 yıl içerisinde mevcut mesleklerin bir kısmı tedavülden kalkacak çalışan nüfusun yüzde 50’si işsiz kalacak. Çünkü bilgi ve iletişim teknolojilerindeki gelişme artık hayatımızı da yönetir hale geliyor. Daha şimdiden bizim yok olan mesleklerin, istihdam alanlarının yerine ikame edecek işsiz kalan bu insanlarımıza yönelik projeler üzerinde kafa yormamız lazım, üniversitelerin bunu yapması lazım. Aksi halde teknoloji bize mutluluk getirmez, bizim hayatımızı çekilmez hale getiren bir unsura dönüşebilir.

Eskiden toprağa sahip olanlar hayata hükmediyordu. Sonra toprağın yerini sanayi aldı. Artık bilgiyi üreten, bilgiyi kullananların dünyaya hükmettiğini görüyoruz. Günümüzün en yüksek ciro yapan, en minimum istihdamla dünyanın en büyük cirosunu yapan şirketlerinin geçmişi 100-150 yıl değil, 50 yıl bile değil, topu topu 20 yıllık şirketler. Bugün anlı şanlı 1800’lerden beri iftiharla var olduğunu söyleyen şirketlerin 10-20 katı ciroya ulaştılar. Bilgiyi üretip mamul hale getirdikleri için konvansiyonel şirketleri geride bırakıp 21. yüzyılın başından itibaren en fazla büyüyen ve gelir elde eden şirketler bilişim ve teknoloji şirketleri olmuştur. Türkiye’de yetişmiş nitelikte insan gücüne daha fazla ihtiyacımız var çünkü emek yoğun üretim yerini bilgi yoğun üretime bırakıyor, iş kolları nitelik değiştiriyor. ‘Her işi yaparım abi’ tipinden bir işi en iyi şekilde yapan insan profiline geçiş sürecini yaşıyoruz. Üniversitelerimizde gençleri yetiştirirken, eğitirken yetiştirirken lütfen bu hususlara özen gösterelim. Nesnelerin internetini geliştirmek, büyük veri havuzunda yer almak, yapay zeka ve robot teknolojilerinden uzak kalmamak için bilgiyi işleyip endüstriyel ürün haline getirecek insanlara ihtiyacımız var. Geleneksel aygıtlarla klasik yöntemlerle yaptığımız öğretim artık yeterli değil. Her alanda dijitalleşme, sayısallaşma mevcut.”

TBMM Başkanı Binali Yıldırım, yaşanan değişimin inanç yapısından düşünce biçimine kadar her şeyi etkilediğini belirterek, şunları söyledi:

“Artık eskiyi bilmek kadar yarını da öngörmek mecburiyetindeyiz. Dünün meseleleriyle oyalanmak yerine yarının meselelerini öngörüp çözüm arayışına girmek mecburiyetindeyiz. Üniversitelerimizi farklı ilgi ve algılara sahip gençlerimizin kabiliyetlerini geliştirmek için fırsat sunulan merkezler haline getirmemiz lazım. Üniversiteler esasında farkılıkların uyum içinde, bir arada olduğu merkezlerdir. Üniversitelerde o, şu, bu fikir ya da zihniyet değil, bilgi hakim olmalıdır çünkü dünyada zihniyetler değil, bilgi yarışır. İnsan, üniversitede fikre tahammül etmeyi öğrenmelidir. Düşünce ve ifade hürriyetinin olmadığı bir yerin adı üniversite olamaz çünkü üniversite düşünceye ket vurulan yer değil, düşüncenin evrensel hudutlara taşındığı merkezlerdir. Ülkemizde üniversitelerimize yöneltilen en temel eleştiri, içe dönük oldukları yönündedir. Bu eleştiride benim de katıldığım yanlar var. Öğretim üyelerimizi, düşünce hayatımızın, kültür dünyamızın her kademesinde daha aktif bir şekilde görmeyi arzu ediyoruz. Öğretim üyelerimiz sadece toplum içinde düzenlenen etkinliklere çok daha aktif katılım göstermeli. Öğretim üyelerimiz, akademisyenler, iş dünyamız, sivil toplum kuruluşlarımız, kamu kurumlarımız irfan ocaklarını canlandırmak için adeta bir seferberlik için girmeli. Başlatılacak bu seferberlik her alanda 21. yüzyılın bölgesel ve küresel liderleri arasına ülkemizi sokacaktır.”

Gerek sosyal bilimler gerek mühendislik gerekse tıp alanında altyapı ve yetişmiş insan gücünün arttığını vurgulayan Yıldırım, “Eksik nedir?Dogmatik düşüncelerden artık kurtulma vakti gelmiştir. Zihniyet devrimi yapıp her düşünceye alan açmamız gerekmektedir. Organize bir şekilde sistematik bir çalışma içine girmemiz lazım. Bu durum bizi bilginin üreticisi değil, kullanıcısı yapıyor maalesef. Madem iddiası olan bir medeniyetin sahibiyiz, o halde her sahada iddia sahibi olmamız lazım.” dedi.

TBMM Başkanı Binali Yıldırım, “Şu anda da birtakım sıkıntılarımız var. Sakın ola yeise kapılmayın. Bunun daha zorlarından, bu sınavlardan biz başarıyla geçtik. Bunun da üstesinde geleceğiz. Biraz sıkıntı çekeceğiz ama mutlaka feraha çıkacağız. Bundan endişeniz olmasın.” dedi.

Marmara Üniversitesi 2018-2019 Akademik Yıl Açılışı ve Fahri Doktora Tevcih Töreni’nde konuşan Yıldırım, çevre, küresel ısınma, iklim değişikliği, işsizlik, yoksulluk, savaş, terör gibi sorunlarla uğraşmanın ancak bilgiyle güçlenmekle mümkün olduğunu belirterek, 2023, 2053, 2071 hedef ve vizyonlarına başka türlü ulaşma şansı olmadığını söyledi.

Genç nüfusu meraklı, araştırmacı hale getirip beyin gücünün harekete geçirilmesi gerektiğine işaret eden Yıldırım, “Küresel terör baronlarının hedefi gençlerimizdir. Gençlerimiz bizim geleceğimiz, bugünümüz, Türkiye’nin aydınlık yarınlarıdır. Bunu bildikleri için genç nüfuslarımız üzerinde terör örgütleri marifetiyle büyük bir oyun oynamaya çalışıyorlar. Ancak son 2 yılda terörle yaptığımız mücadelede umutları kırıldı. Bir ömür boyu güvenlik esaslı terör mücadelesi olmaz. Esas olan özgürlüktür. Güvenlik özgürlüklere, özgürlüklere güvenlik feda edilmemeli. Şimdi artık güvenlik yüzde yüz Türkiye’nin her köşesinde devletindir.” diye konuştu.

İnsanların gelecek umudunun yeşertilmesi için saha, altyapı ve üstyapı çalışmalarının geliştirilmesi gerektiğine işaret eden Yıldırım, Şırnak, Hakkari ve Mardin’in, havaalanları, yolları ve her şeyiyle İstanbul’dan hiçbir farkı olmadığını belirtti.

Her şeyin elektronik ortama taşınmaya başladığını dile getiren Yıldırım, “Bu yıl sonuna kadar devlette artık ıslak imza kalkıyor, e-imzayla elektronik ortamda yapılıyor. Bu değişimi toplumda da yapmamız lazım.” dedi.

Genç nüfus gibi ileri yaştaki vatandaşların da bilgisayar okuryazarı yapılması gerektiğini vurgulayan Yıldırım, değişimin karşısında direnme şansının kalmadığını ifade etti.

TBMM Başkanı Binali Yıldırım, Çanakkale, Sakarya ve Dumlupınar’da gençlerin cesaretiyle kazandıkları mevzileri bugün akıl eliyle ileri taşımak mecburiyetinde olduklarını belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Sıradan bir millet değiliz. Tarih yapan, medeniyet kuran bir milletiz. Yüzlerce yıl Anadolu Selçuklu Devleti’nden Osmanlı’ya, oradan Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne kadar bulunduğumuz coğrafyada sevgi, barış ve kardeşliği tesis etmek için çalıştık. Bugün de aynısını yapıyoruz. Yakın çevremizden başlamak üzere barışı müesses hale getirmeye çalışıyoruz. Suriye’de, Irak’ta yaptıklarımız… Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı Harekatı’nın amacı, bu terör örgütlerini sınırlarımıza sızmadan bulundukları yerde etkisiz hale getirmekti. Rusya’yla İran’da yaptığımız İdlib’teki çatışmazlık bölgeleri birçok masum insanın hayatının yok olmasına engel olmuştur. Bizim inancımızda ‘İnsanı yaşat ki, devlet yaşasın.’ var. Osmanlı bugüne bu ilkeyle üç kıtada hükmeden bir devlet olmuştur. Bize saldırılmadıkça kimseye saldırmamayı yüzlerce yıldır milli bir ilke olarak benimsedik. Bu sebeple de bütün dünyanın karşısına Mevlana, Yunus Emre ve Hacı Bektaş’la çıkıyoruz.

Dünyanın onuncu büyük ekonomisi olma hedefimize ulaştığımızda iktisadi, siyasi, sosyal dinamikleri daha iyi işleyen, daha müreffeh bir Türkiye’yi elbette göreceğiz. Bu hedef olmazsa olmazımızdır, kızıl elmamızdır, ulaşmaya mecburuz. Eğer Anadolu’da güçlü olmazsak 20. yüzyılın başında atlattığımız badirelerle tekrar karşılaşabiliriz. İbn Haldun’un dediği gibi ‘Coğrafya kaderdir.’ Bu coğrafya bizim kaderimiz. Bu coğrafyada sadece kendimizi kurtarmakla mesul değil, bizden gelecek ve ümit bekleyen milyonlarca mazlumun da koruyucusu olmak mecburiyetindeyiz. Milletimizi büyük kaygıya, endişeye sevk eden günlerin bir daha yaşanmasını istemiyoruz.”

Nisan ayında yeni hükümet sistemi hakkında Marmara Üniversitesi Rektörlüğü’nde düzenlenen konferansa katıldığını hatırlatan Yıldırım, ekonomiyi geliştirmeyi ve devlet-millet dayanışması içerisinde ileri demokrasiye ulaşmayı hedeflediklerini vurguladı.

TBMM Başkanı Yıldırım, sorunların çözümünde ve geleceğin inşasında üniversitelerin çok büyük rolü olduğunun altını çizerek, gençlere şöyle seslendi:

“Liseyi bitirip üniversiteye başladığınızda büyük hayalleriniz, idealleriniz vardı. İçinde bulunduğunuz şartlar sizi asla bu hayallerinizden vazgeçirmesin. İdeallerinizin peşinden koşmaya devam edin. Mutlaka başaracaksınız. Yaşamış, tecrübe etmiş biri olarak söylüyorum. Elbette zorlular göreceksiniz. Eğer zorluklar sizi yıkamazsa güçlenirsiniz. Yeter ki yılmayın yenilgiyi kabul etmeyin. Ayağınızı bastığınız yeri de unutmayın. Kendi ruh kökünüze yabancılaşmayın. Mevlana’nın pergel metaforu gibi bir ayağınız kendi kültürünüzde diğer ayağınız dünyanın yetimleri üzerinde olsun. Kendi irfanınızdan bağınızı koparmayın. Yenilenmeye, öğrenmeye sürekli açık olun. Aklınız, heyecanınıza hep rehber olsun. Kendinize duyduğunuz güveni, başarıya olan inancı yitirmeyin. Bütün bunların başında en önemli şey okumak. Okumayan insan yaşlanır. Okumanın böyle bir kerameti var. İster 20, ister 60 yaşında sürekli okuyacaksınız. Samimiyet ve iyi niyeti kaybetmeyin. Gelecekten umutlu olun. Üniversite yıllarında mutlaka bir lisan öğrenin. İlminizi, kültürünüzü, irfanınızı ancak üniversite yıllarında çok artırabilirsiniz. Çünkü en müsait zamanınız bu yıllardır. Hayata atıldığınızda bu yılları bulamayacaksınız.”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde muasır medeniyetler seviyesine ulaşmak için çalıştıklarını dile getiren Yıldırım, sözlerini şöyle tamamladı:

“2 yıl Başbakanlık yaptım başıma gelen pişmiş tavuğun başına gelmedi. Darbeler, anayasa değişikliği, referandum, Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı, ekonomik krizler, sıkıntılar… Elhamdülillah milletimizin desteğiyle duasıyla hepsinin üstesinden geldik. Sağ salim yolumuza devam ediyoruz. Şu anda da birtakım sıkıntılarımız var. Sakın ola yeise kapılmayın. Bunun daha zorlarından, bu sınavlardan başarıyla geçtik. Bunun da üstesinde geleceğiz. Biraz sıkıntı çekeceğiz ama mutlaka feraha çıkacağız. Bundan endişeniz olmasın. Çünkü Türkiye’nin bu sıkıntıları aşacak imkanı da var kabiliyetleri de var. Türkiye’nin varlıkları, yükümlülüklerinin iki katını karşılayacak kadar hazır. Burada yaşanan sıkıntı konjonktüreldir. Bunları hepsini hükümetimiz aldığı tedbirlerle aşacak ve inşallah ‘Durmak yok yola devam.’ diyerek işimize bakacağız.”

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?