• DOLAR
  • EURO
  • ALTIN
  • BIST
“Keşke sesini kaydetseymişim”

“Keşke sesini kaydetseymişim”

OSMANİYE (AA) – MUZAFFER ÇAĞLIYANER – Osmaniye'de, ALS (Amiyotrofik Lateral Sklero) hastalığı nedeniyle 5 yıldır yatağa mahkum olan 17 yıllık eşine adeta bebek gibi bakan ve iki çocuğunun ihtiyaçlarına da yetişmeye çalışan Sultan Öztürk, geçirdiği zor günlerde konuşma yetisini kaybeden eşinin sesini kaydetmemiş olmanın pişmanlığını yaşıyor.

Osmaniye'ye bağlı Bahçe ilçesinde yaşayan 37 yaşındaki Sultan Öztürk, 6 yıl önce ALS teşhisi konulan ve bir yıl sonra yatağa mahkum hale gelen 17 yıllık eşi 39 yaşındaki Fatih Öztürk'ün tüm ihtiyaçlarıyla yakından ilgileniyor.

Çocukları 16 yaşındaki İzzet ve 13 yaşındaki Melek'le beraber eşiyle ilgilenen Öztürk, 24 saat eşinin başında adeta nöbet tutuyor. Öztürk, yaşadığı zorluklara rağmen eşinin gözlerine ilk günkü gibi sevgiyle bakmaya devam ediyor.

Öztürk, sadece gözlerini oynatabilen eşiyle kendi aralarında geliştirdikleri alfabe yardımıyla anlaşabiliyor.

Eşiyle görücü usulü evlendiğini ancak onu çok sevdiğini anlatan Sultan Öztürk, "Eşim ayağından engelli olduğu için askerlikten muaftı. Bu nedenle erken evlendik." dedi.

Hastalığının ilk belirtilerinin 6 yıl önce görülmeye başlandığını dile getiren Öztürk, eşinin sol elinde güçsüzlük başladığını, teşhis için gittikleri Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesinde de ALS teşhisi konduğunu dile getirdi.

Teşhis konulmasından 1 yıl sonra eşinin yatağa mahkum hale geldiğini kaydeden Öztürk, "Bütün vücut işlevlerini kaybetti. 3 yıl önce de nefes alamaz hale gelince solunum cihazına bağlandı." ifadesini kullandı.

Eşi Fatih Öztürk'e 5 yıldır çocuğu gibi baktığını vurgulayan Öztürk, bu süreçte sadece bir konuda pişmanlık yaşadığını dile getirdi.

Öztürk, eşinin sesini artık duyamadıklarını anlatarak, "Sesi benim için çok önemliydi. Keşke sesini kaydetseymişim. Sesini duyma imkanım olsa çok mutlu olurdum. Çocuklar da çok istiyordu. Özellikle küçük kızım babasının sesini çok hatırlamıyor. Tek pişmanlığım bu." dedi.

Eşinin başında çocuklarıyla birlikte 24 saat nöbetleşe durduklarını ifade eden Öztürk, şunları söyledi:

"Günlük olarak sıklıkla salyasını temizliyoruz. Boğazını ve ciğerlerini aspiratörle temizliyoruz. Mide ve boğazındaki hortumun etrafını pansuman yapıyoruz. Günde 12 kez mama veriyoruz. 24 saat ayaktayız. Oğlum gelene kadar ben bu odadayım. Kendi aramızda bulduğumuz alfabe ile anlaşıyoruz. Saç tıraşını berber yapıyor ama sakal tıraşını ben yaparım. Her şeyi duyuyor, biliyor ama tepki veremiyor. Ne olursa olsun gülmeyi hiç bırakmaz."

Öztürk, çevresindekilerden kendilerine acıyarak bakmamalarını isteyerek, "Gelip yanımıza bir geçmiş olsun desinler, dua etsinler. Biz dua ile ayaktayız çünkü bu hastalığın tedavisi yok. Hastaneye gittiğimizde bize bakarak, 'İkisi de çok gençmiş yazık' dedikleri zaman bu zoruma gidiyor." dedi.

Çocuklarıyla da yakından ilgilenen Öztürk, sevgiyle tüm sorunların aşılabileceğini sözlerine ekledi.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?