• DOLAR
    5,3106
    % -0,57
  • EURO
    6,0358
    % -0,50
  • ALTIN
    218,8406
    % -0,21
  • BIST
    99.702,46
    % 0,03
CHP’den Maraş Katliamı’nın 40. Yılında Araştırma Önergesi

CHP’den Maraş Katliamı’nın 40. Yılında Araştırma Önergesi

Ankara (CUHA) – CHP Genel Başkan Yardımcısı Ağbaba; “40 yıl önce Maraş Katliamı’nı yapanlar cezalandırılmadığı için,Türkiye 40 yıldır katliamlar yaşamaya devam ediyor” dedi. Anma programlarının yasaklanmasını da eleştiren Ağbaba, “Yasakçı zihniyetle mücadele etmek, acıları ortaklaştırıp barış ve kardeşlik içinde yaşamak için mücadele etmek büyük önem kazanmaktadır” dedi.

NEFRET SÖYLEMLERİ KATLİAMLARI TETİKLEDİ
CHP Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağbaba, Maraş Katliamının 40. Yılında, katliamın tüm yönleriyle araştırılması için TBMM Başkanlığına önerge verdi. Osmanlı İmparatorluğu’ndan bugüne, sürekli olarak yeniden üretilen nefret söylemiyle ötekileştirilen Alevi yurttaşların tarih boyunca sık sık saldırılara ve katliamlara maruz kaldığı belirtilen önergede, Malatya Olaylarının tetikleyicisi olan Hamit Fendoğlu (Hamido)’nun öldürülmesi olayına da yer verildi.

111 KİŞİ ÖLDÜ, 400 EV VE İŞYERİ TAHRİP EDİLDİ
Maraş Katliamının Türkiye’nin bu güne kadar yaşadığı en büyük katliamlardan biri olduğuna vurgu yapılan araştırma önergesinde 19 Aralık 1978’de başlayıp, 26 Aralıkta güçlükle sonlandırılan olayların ardından kimi insanların baltayla doğrandığı, küçük çocukların kurşunlanarak öldürüldüğünü, hamile kadınların karınları deşildiği, resmi rakamlara göre 111 kişinin hayatını kaybettiği,176 kişinin yaralandığı, 400 e yakın ev ve işyeri tahrip edildiği,katliam sonrası Alevi nüfusun neredeyse tamamının evlerini , işyerlerini bırakıp Maraş’tan kaçmak zorunda kaldığı bilgilerine yer verildi.

SUÇLULAR CEZALANDIRILMIŞ OLSAYDI
Maraş Katliamının ardından açılan davaların 1991 yılına kadar sürdüğü, suçluların cezalarının önce ertelenip sonra serbest bırakıldığını kaydeden Ağbaba , “Oysa suçlular cezalandırılmış olsaydı,belki sonrasında yaşanılacak olaylar engellenebilirdi.40 Yıl önce Maraş katliamını yapanlar cezalandırılmadıkları için, yıllardır Alevi evleri işaretlenmeye, Alevilere yönelik nefret söylemleri artarak devam etmektedir. Türkiye’de 40 yıldır nefret söylemlerinde değişen bir şey yoktur” dedi.

YASAKÇI ZİHNİYETİ KINIYORUM
Katledilenleri anmak, katliamı lanetlemek isteyen sivil toplum kuruluşlarına ve halka Maraş Katliamı’nın anması için yıllardır izin verilmediğini belirten Ağbaba,”Maraş Valiliği geçtiğimiz yıl OHAL’i gerekçe göstererek 1 ay boyunca kentte yapılacak toplantı, gösteri yürüyüşü, miting, anma etkinliği, çadır kurma, stant açma, basın açıklaması ve benzeri etkinlikleri yasakladığını duyurmuştu. Yasakçı zihniyetin bu yıl 22 Aralık’ta Maraş Katliamı’nı anma programına izin vermeyeceği belirtiliyor. Gerçek failleri cezalandırmak yerine kaybettikleri yakınlarını anmak isteyen halkın cezalandırılması yıllardır devam eden anlaşılmaz bir tavırdır. Bu çerçevede, yasakçı zihniyetle mücadele etmek, acıları ortaklaştırıp barış ve kardeşlik içinde yaşamak için mücadele ed ilmesi önem kazanmaktadır” ifadelerine yer verdi.

Genel Başkan Yardımcısı Ağbaba’nın TBMM Başkanlığına sunduğu araştırma önergesi şöyle:

“TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI’NA
Osmanlı İmparatorluğu’ndan bugüne, sürekli olarak yeniden üretilen nefret söylemiyle ötekileştirilen Alevi yurttaşlarımız tarih boyunca sık sık saldırılara ve katliamlara maruz kalmışlardır.

19-24 Aralık 1978 tarihleri arasında gerçekleşen Maraş Katliamı da Türkiye’de bugüne kadar yaşanan en büyük katliamlardan biri olarak tarihte yerini almıştır.

1978 yılı Türkiye’nin en kanlı yıllarından olmuştur. Arka arkaya ortaya konulan provokasyon zinciri Malatya’da başlamış, 1978 tarihinin 17 Nisan günü kendisine gönderilen bombalı paketi açmasıyla gelini ve iki torunlarıyla birlikte hayatını kaybeden Malatya Belediye Başkanı Hamit Fendoğlu’nun ölümünün ardından öfkeli kalabalıklar solcuların ve Alevilerin ev ve işyerlerine saldırmış, olaylar sonunda 9 kişi hayatını kaybetmiştir. Malatya provokasyonundan bekledikleri sonucu elde edemeyenler ,aynı senaryoları Elazığ ve Sivas’ta tekrarlanmak istemiş ancak bu iki şehirde de başarılı olamamışlardır.

1978 yılının son günlerinde Maraş’ta Alevilere yönelik gerçekleştirilen katliam ise, daha önce başlatılmış olan provokasyon zincirinin son halkası olmuştur.

Türkiye, Malatya, Sivas ve Elazığ’da yaşanılan provokasyonları konuşurken, 19 Aralık 1978’de yine Maraş Çiçek Sineması’nda gösterime sokulan “Güneş Ne Zaman Doğacak?” isimli filmin gösterimde olduğu kalabalık bir seansta sinemaya patlayıcı atılmış, ölen yada yaralananın olmadığı saldırının ardından sinemadan çıkan 200-300 kişilik grup PTT, TÖB-DER ve CHP binalarına saldırmıştır.21 Aralık tarihinde TÖB-DER’li iki öğretmen okullarından eve dönerken öldürülmüş, 22 Aralık Tarihinde katledilen öğretmenlerin cenazesini taşıyan kalabalığa saldırı düzenlenmiş, Kıbrıs Caddesi üzerinde bulunan solculara ve Alevilere ait işyerlerine saldırılar gerçekleştirilmiştir.23 Aralık tarihinde “Aleviler suya zehir kattı”, “Alevi mahallelerinde camiler yakılıyor” şeklindeki asılsız söylemler sonucu Alevi mahallerine yönelik saldırılar başlamıştır.Alevilere yönelik saldırılar 24 Aralık tarihinde de devam etmiştir. Katliam 24 Aralık günü Kayseri’den gelen askeri birliklerin müdahalesi ile ancak durdurulabilmiştir.

19 Aralıkta başlayıp 24 Aralıkta sona eren katliam sonucu kimi insanlar baltayla doğranmış, küçük çocuklar kurşunlanarak öldürülmüş, hamile kadınların karınları deşilmiştir. Resmi rakamlara göre 111 kişi hayatını kaybetmiş,176 kişi yaralanmış, 400 e yakın ev ve işyeri tahrip edilmiştir. Katliam sonrası Alevi nüfusun neredeyse tamamı evlerini , işyerlerini bırakıp Maraş’tan kaçmış, büyük şehirlere göç etmişlerdir. 13 ilde sıkıyönetim ilan edilmiş, katliam 12 Eylül Darbesi’nin gerekçelerinden biri olarak sıklıkla gündeme getirilmiştir.

Maraş Katliamının ardından sıkıyönetim mahkemelerinde açılan davalar 1991 yılına kadar devam etmiş, 804 kişi hakkında dava açılmış,sanıklardan 29’u idam, 7’si müebbet hapis, 321 kişi de 1-24 yıl arasında hapis cezaları ile cezalandırılmıştır. 1991 yılında çıkarılan Terörle Mücadele Yasası nedeniyle suçlu bulunanların cezaları önce ertelenmiş, bu kişiler daha sonra serbest bırakılmışlardır.

Katledilenleri anmak, katliamı lanetlemek isteyen sivil toplum kuruluşlarına ve halka Maraş Katliamı’nın anması için yıllardır izin verilmemektedir. Maraş Valiliği geçtiğimiz yıl OHAL’i gerekçe göstererek 1 ay boyunca kentte yapılacak toplantı, gösteri yürüyüşü, miting, anma etkinliği, çadır kurma, stant açma, basın açıklaması ve benzeri etkinlikleri yasakladığını duyurmuştur. Yasakçı zihniyetin bu yıl da Maraş Katliamı’nı anmaya izin vermeyeceği belirtilmektedir. Gerçek failleri cezalandırmak yerine kaybettikleri yakınlarını anmak isteyen halkın cezalandırılması yıllardır devam eden anlaşılmaz bir tavırdır. Bu çerçevede, yasakçı zihniyetle mücadele etmek, acıları ortaklaştırıp barış ve kardeşlik içinde yaşamak için mücadele edilmesi önem kazanmaktadır.

Türkiye’nin yakın tarihinde kara bir leke olarak anılan Maraş Katliamı, üzerinden 40 yıl geçmesine rağmen halen tam olarak aydınlatılmamıştır. Katliamı kimlerin planladığı, kimlerin provokasyonu başlattığı, katliam öncesi ve sonrasında nelerin yaşandığı, Alevi yurttaşların neden hedef haline getirildiği ile ilgili gerekli araştırılmaların yapılması ve gerçeklerin tüm yönleri ile kamuoyuna açıklanması amacıyla Anayasa’nın 98’inci maddesi ve TBMM içtüzüğünün 104 ve 105’inci maddeleri gereğince bir araştırma komisyonu kurularak konunun tüm boyutları ile araştırılmasını saygılarımla arz ederim.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?